Samsun’da yeniden gündeme gelen Kurupelit Yat Limanı projesi, Mimarlar Odası Samsun Şubesi ÇED Komisyonu’nun hazırladığı raporla mercek altına alındı. Raporda projenin fizibilitesinden yapı yoğunluğuna, kıyı mevzuatından ulaşım sorununa kadar 5 başlıkta dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı. Komisyon, sahil bandının ticari yapılaşma yerine halkın kullanımına açık park, spor ve rekreasyon alanları olarak değerlendirilmesini önerdi.
Kurupelit Yat Limanı projesine ilişkin tartışmalar sürerken, TMMOB Mimarlar Odası Samsun Şubesi ÇED Komisyonu tarafından hazırlanan “Mimari Çevresel Etki Değerlendirmesi” raporu kamuoyuna yönelik önemli tespitler ortaya koydu.
Komisyonun raporunda, 2012-2014 yılları arasında kullanıma açılan ancak kısa süre içerisinde kum dolması nedeniyle işlevini kaybeden mevcut Kurupelit Yat Limanı alanı için hazırlanan yeni proje değerlendirildi.
Raporda, projenin kent açısından gerekliliğinin yeterli biçimde ortaya konulmadığı savunulurken, yeni yapılaşmanın sahil bandında trafik ve otopark yükünü artırabileceği, kamusal kıyı kullanımının ise kısıtlanabileceği uyarısında bulunuldu.
Komisyon tarafından belirlenen tespitler 5 başlıkta raporda belirtildi;
1. Projenin gerekliliğine ilişkin fizibilite eksikliği
Yeni yat limanı projesinin kentin hangi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hazırlandığına dair kapsamlı bir fizibilite raporunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Projenin temel gerekçesi olarak Samsun’un yat limanına ihtiyaç duyduğu ileri sürülmektedir. Ancak bu iddia tartışmalıdır.
Karadeniz Bölgesi; yat turizmi sezonunun kısa olması, sert deniz ve dalga koşulları ile kıyı boyunca doğal korunaklı koy ve barınakların sınırlı olması nedeniyle ulusal ve uluslararası yat turizmi rotalarının dışında kalmaktadır.
Karadeniz’in yat turizmi rotasına dahil olabilmesi ancak kıyısı bulunan ülkeler arasında ortak bir planlama yapılması ve bölgesel ölçekte gerekli fiziksel altyapının oluşturulması ile mümkündür.
Bu koşullar altında, Karadeniz’de henüz güçlü bir yat turizmi potansiyeli oluşmamışken Samsun’da yeni bir yat limanı yapılmasının kent ekonomisine ve turizmine beklenen katkıyı sağlayacağına ilişkin somut veriler ortaya konulamamıştır.
2. Ticari yoğunluk odaklı planlama yaklaşımı
Hazırlanan ÇED raporunda projenin sosyal ve ticari faaliyetleri artırma amacı taşıdığı belirtilmektedir.
Bu doğrultuda, dolgu alanı üzerinde otel ve yoğun ticari kullanımlar önerilmektedir.
Ancak söz konusu yaklaşım, kamusal kıyı kullanımından çok ticari alan odaklı bir planlama anlayışını ortaya koymaktadır.
3. Yapı yoğunluğu ve ulaşım sorunu
Projenin hayata geçirilmesi halinde bölgeye yaklaşık 20 bin metrekare büyüklüğünde yeni bir ticari yapı yoğunluğu geleceği anlaşılmaktadır.
Önerilen ticari alan büyüklüğü; Çobanlı İskelesi’nden yat limanına kadar uzanan yaklaşık 4 kilometrelik sahil bandında bulunan mevcut kafe, restoran ve benzeri işletmelerin toplam büyüklüğüne yakın bir ölçeğe sahiptir.
Hâlihazırda özellikle yaz aylarında yoğun trafik yükü altında bulunan sahil yolu, mevcut durumda dahi ulaşım ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.
İlave ticari yapılaşma ile birlikte bölgede trafik ve otopark sorunlarının çok daha büyümesi kaçınılmazdır.
4. Kıyı mevzuatına aykırılık iddiası
Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde, dolgu alanlarında yapılacak yat limanı yapılarında da emsal oranının yüzde 5’i geçemeyeceği belirtilmektedir.
Ancak önerilen plan değişikliğinde emsal oranının yüzde 20 olarak belirlendiği görülmektedir.
Bu durumun ilgili mevzuata aykırılık oluşturduğu değerlendirilmektedir.
5. Halkın kıyıya erişiminin kısıtlanması
Projenin uygulanması halinde yat limanı iç sahasının güvenlik gerekçesiyle tel örgülerle çevrilmesi öngörülmektedir.
Bu durum, halkın denizle doğrudan temas kurduğu önemli bir kıyı kesiminin kamusal kullanım dışına çıkmasına neden olacaktır.