Milletvekili Çan, fındığı gündeme taşıdı

Yayın: 01.09.2026 13:25 Güncelleme: 02.09.2026 07:26 Kaynak: Haber Merkezi

Yeni Parti Milletvekili Murat Çan, fındık üreticilerinin sorunlarını, Samsun'daki su baskınlarını ve Karadeniz'deki SİHA saldırılarını TBMM gündemine taşıdı. İktidara seslenen Çan, "Maliyet + refah payı esaslı taban fiyat belirleyin. Kota uygulamasını kaldırın, üreticiyi güvence altına alın" dedi.

Yeni Parti Samsun Milletvekili Murat Çan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, fındık üreticilerinin sorunları ve AKP iktidarının fındık piyasasına ilişkin hatalı politikaları, haftasonu gerçekleşen aşırı yağışlar sonrasında Çarşamba ve Terme Ovaları'ndaki tarım arazilerinin sular altında kalması ve bu bölgedeki drenaj altyapısına ilişkin sorunlar ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın ve SİHA saldırılarının Karadeniz'deki sivil denizcilik faaliyetlerine vurduğu büyük darbeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ÜRETİCİYİ GÜVENCE ALTINA ALIN

Karadeniz’in alın teri, ekmeği, sosyo-ekonomik yapısının temel taşı olan fındığı gündeme getirmek istediğini belirten Milletvekili Çan, "2026 hasadı başladı, ancak üretici için bu sezon açık bir geçim krizine dönüşmüştür. Çünkü her yıl aynı tablo yaşanıyor: Maliyet artıyor, fiyat yerinde sayıyor. Bugün 1 kilogram fındığın maliyeti 240–250 TL bandına dayanmış durumda. Verilen fiyat ise 250 TL. Gübre ve mazotta artış yüzde 80, işçilikte yüzde 50’nin üzerinde. Buna karşılık TMO’nun fiyat artışı yüzde 30’un altında. Bu tablo şunu söylüyor: Üretici kazanmıyor, emeği başkalarına aktarılıyor. Sorun yalnızca fiyat da değil. TMO’nun dönüm başına 100 kilogram kota uygulaması, üreticiyi daha da mağdur ediyor. Ürettiğinin tamamını güvenceyle satamayan üretici, tüccarın insafına terk ediliyor. Samsun’da üreticilerimiz artık ses yükseltiyor. Ayvacık’ta imza kampanyaları başlatıldı. Bu, sahadaki isyanın açık göstergesidir. Serbest piyasada ise hasat öncesi fiyatlar 160–180 TL seviyesine kadar geriledi. Devlet artık piyasayı düzenleyen değil, seyreden bir aktöre dönüşmüştür. Sonuç olarak; Türkiye gibi dünyanın en büyük üreticisinde, kazanan üretici değil, spekülatör olmuştur. Buradan iktidara soruyoruz: Maliyeti 250 TL olan ürüne 250 TL fiyat vermek hangi aklın ürünüdür? Kota ile üreticiyi piyasaya mahkûm etmek nasıl bir tercihtir? Fındık gibi stratejik bir üründe üretici neden korunmamaktadır? Fındık, milyonların geçim kaynağıdır. Ama bugün üretici şunu söylüyor; 'Ürettikçe kaybediyorum.' İktidarı uyarıyoruz. Bu gidişat ekonomik yıkıma dönüşmektedir. Derhal üreticinin yanında olun. Maliyet + refah payı esaslı taban fiyat belirleyin. Kota uygulamasını kaldırın, üreticiyi güvence altına alın" dedi.

ÜRETİCİLERİN TALEPLERİ DİKKATE ALINMALI

Geride bıraktığımız hafta sonu, başta fındık olmak üzere tarımsal üretimin yoğun bir şekilde yapıldığı Karadeniz sahil kesiminde aşırı yağışlar meydana geldiğine de dikkat çeken Çan, "Özellikle Çarşamba Ovası’nda metrekareye 110 kilogramın üzerinde yağış düştü. Sahil kesiminde yer alan ve geniş tarım arazilerinin bulunduğu 6 mahallemizde su baskınları ve taşkınlar yaşandı. Bölge, yağış rejimindeki değişimler, sel suyu drenajı ve tahliye altyapısındaki yetersizlikler nedeniyle bu selleri periyodik olarak yaşıyor. Zaman zaman can kayıplarımız oluyor ancak her defasında tarım alanları mutlak surette sular altında kalıyor, tarım ürünleri sele kurban gidiyor. Bu yağışlar iç ve yüksek kesimlerde ise ağırlıklı olarak fındık bahçelerimizi vuruyor. Aşırı yağış sebebiyle debisi yükselen dereler fındık bahçelerini yutuyor, ürünü toplanamadan sele katıyor. Bu bölgede, bu hafta sonu da böylesine etkili yağışlar meydana geldi. Henüz bir hasar tespiti yapılmış değil ancak, yine tarımsal üretim yönünden ciddi kayıplar oldu. Hal böyle iken başta fındık olmak üzere, tüm üreticilerimizin talepleri, çağrıları dikkate alınmalıdır. Yaşadıkları binbir zorluğun üzerine bir de üreticimizin emeklerini değersizleştiren politikalar derhal terk edilmelidir" diye konuştu. 

SAMSUN LİMANINI DERİNDEN ETKİLİYOR

Karadeniz’in karasının ayrı bir dert, denizinin ayrı bir dert yumağı haline geldiğini vurgulayan Çan, "Ukrayna-Rusya Savaçı’nın Karadeniz’deki yansımaları; artık yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değildir, doğrudan doğruya Türkiye’nin egemenlik haklarını, ekonomik güvenliğini ve kıyı şehirlerimizin geleceğini tehdit eden bir kriz haline gelmiştir. Son olarak 26 Ağustos’ta, GOLDEN SAPLING adlı kimyasal yük gemisi, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’na doğru seyir halindeyken bir drone saldırısına maruz kaldı. Saldırı sonrası mürettebatı tahliye edilen gemi, günlerce Karadeniz’de sürüklendikten sonra dün Samsun’un Alaçam ilçesi açıklarında kıyıya çok yakın bir noktada karaya oturdu. Bu olay, Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının artık tamamen güvensiz bir hale geldiğinin en açık göstergesidir. Defalarca uyardık. Defalarca Meclis gündemine taşıdık. Karadeniz’de ticari gemilerin, petrokimya tankerlerinin ve yük gemilerinin İHA, SİHA ve insansız deniz araçlarıyla hedef alınmasının yalnızca bölgesel bir risk değil, Türkiye’nin ekonomik damarlarını kesen bir güvenlik sorunu olduğunu ifade ettik. Ancak iktidar bu uyarıları görmezden gelmiştir.

Bugün geldiğimiz noktada tablo şudur: Sadece bu yıl içinde Karadeniz’de 50’ye yakın ağır tonajlı yüksek kapasiteli sivil deniz aracı İHA-SİHA veya kamikaze deniz aracının saldırısına uğradı ve bu saldırılarda çok sayıda mürettebat hayatını kaybetti. Can ve mal güvenliği kalmadığından deniz ticaret filoları, mürettebatlar artık Karadeniz’de çalışmak istemiyor. Sigorta maliyetleri sürdürülemez seviyeye çıkmıştır. Navlun fiyatları katlanmıştır. Ve en vahimi, bu tablo artık Türkiye’yi, benim seçim bölgem olan Samsun gibi uluslararası deniz ticaretinin yoğun olduğu liman şehirlerini derinden etkilemektedir" şeklinde konuştu.

BÖLGESEL DENİZ GÜVENLİK PLATFORMU HAYATA GEÇİRİLMELİ

Karadeniz'de, 1 Eylül itibarıyla balık av sezonunun başlayacak olmasına da vurgu yapan Milletvekili Çan, "Açık denizde çalışan balıkçılarımız, gece gündüz geçimini denizden sağlayan binlerce ailemiz büyük bir endişe içindedir. Çünkü artık Karadeniz sadece fırtınanın değil, belirsizliğin ve güvensizliğin denizi haline gelmiştir. Balıkçımız ağ atarken, ticari gemiler rota çizerken, tankerler liman ararken aynı soruyu soruyor: “Bir sonraki hedef biz miyiz?” Bu sorunun soruluyor olması bile başlı başına bir yönetim krizidir. AKP iktidarı aylardır yapılan tüm uyarıları dikkate almamış, Karadeniz’de artan askeri-sivil hibrit tehdide karşı hiçbir etkin diplomatik veya güvenlik mekanizması geliştirememiştir. Sonuç; büyüyen ekonomik kayıplar, artan can riski ve zayıflayan egemenlik algısıdır. Türkiye Cumhuriyeti Karadeniz’de seyir serbestisini, ticaret güvenliğini ve kıyı güvenliğini sağlamak zorundadır. Bunu sağlamak, devlet olmanın gereğidir! Karadeniz’de sivil deniz trafiği için acil uluslararası güvenlik mekanizması kurulmalıdır. Türkiye öncülüğünde bölgesel deniz güvenlik platformu derhal hayata geçirilmelidir. Sivil gemilerin korunmasına yönelik caydırıcı diplomatik ve teknik adımlar atılmalıdır. Balıkçılarımız ve deniz emekçilerimiz için özel güvenlik protokolleri oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.


Not: Google aramalarında güncel haberler alanında Samsun Ekip Haber içeriklerini daha sık görmek için bizi tercih edilen kaynak olarak seçebilirsiniz. Samsun Ekip Haber'i tercih edilen kaynak olarak ekle.